içilmeyeceğini bilmemize rağmen demlediğimiz çay hakkında

bir gizem söz konusudur.hayal etmeye çalıştığında başağrısı görülür yaygın olarak.alnından ,ensenden,kafanın tepesinden bir ağrı var olur.

her şeyi karanlık ,siyah sonsuzluğunda hayal etmeye çalışırsın.uzayda etrafına bakındığını düşün ve kimsesizliği ekle.sonuç olarak şurada izin verirseniz bayım bir ölüm hayali kuracağız.

yaşamın çocukluk ölümün oyuncak olduğu bir ruhlar alemi de olabilir.ama yok sen uzayda kal.sonsuzluğu,insancıklığını,kesinliğini farz et mesela.sadece sen ve uzay.

yaşam ondan daha katlanılabilir geliyor .bu yüzden bugün elimdeki ilaçların hepsini içmedim.ikişer ikişer kullanmak fena çözüm değil.ya hepsini atsan ağzına bir iki saat sonra uzaydasın,kimsesizsin.ama yok ikişer ikişer alayım bayım ben.

yaşam için gereken nedenler nasıl varsa ölüm içinde olmalı.ölümü kutsallaştırmalıyız belki.ölüm üzerine özel günler düzenlemeliyiz ,davul dernek kutlamalıyız ,yaşamdan biraz sıyrılıp ölüme vakit ayırmalıyız.ölümü kuşanıp almıyorsak üzerimize bari özel günler ile  tebrik edip ,şımartıp sonra da yaşama dönmeliyiz.neden bulmalıyız yaşamak için?

izin verirseniz sizlere yeteneklerimi sunmak isterim efendim.bazı sorular ile neden bulmaya başlamak işimizi zorlaştırmaktadır.küçük bir örnek verebilirsem söyleyebileceğim ,sorabileceğim tek bir şey var aklımda:sigarayı neden bırakmalıyız?

zaten yaşamda kimse yok neden iyisi istenmeli tarafımızca.iyiye ulaşınca ,yaşamın içinde kalarak elimize ne geçmesini bekliyoruz.yaşamak için esaslı bir şeylere ihtiyaç vardır.

gittin başardın öldün diyelim.öldün.kelime bile ne kadar kibirli ve net:öldün.yaşam öyle olmuyor işte.yaşam ferahlatan bir kelimedir.yaşamın yanına bir şeyler koymalısın.hayır aile-anne-baba-eş gibi kavramlardan bahsetmiyorum burada.yaşamı esaslı kılmak için altını ,yanını doldurabilmekten bahsediyorum.

yaşamın esaslı olması için anlatmak istediğim şey biraz romantik kalabilir:istemek

yaşam istenince yaşamdır ve tadından yenmez.tamam sen yine git biraz ölümle zaman geçir.sıyrıl yaşamdan git suç işle mesela.yaşamak için nasıl esaslı ,görkemli bir eylemden istenilen bir eylemden bahsediyorum.

yaşamak için neden bulmak bazen bazı insanlarda zordur işte.ölüm ile yaşamın arasında denge bulmak gerekir.yaşamı istemelisin ölümden de haberdar olmalısın.

bayım kolay değildir.

Reklamlar

Paylaşmanın Ücretsizliği Üzerine

Bir eylem:paylaşmak.O share butonları işte.Onların üzerine basarsın yeni  küçük bir pencere açılır.Göz bebeklerin büyür.Tıklarsın.Dokunursun.’Ben’e bir şey daha eklemişsindir.

İndirme ve yüklemenin dışında genel olarak paylaşma eyleminin özellikleri üzerine bir şeyler yazmaya çalıştım. Her geçen gün yaptığımız  bu eylemin öznel  olarak değerlendirilmesini başlamam Nietszche’nin temel düşüncelerinden temellenmiştir.1876 yılının  onun için ne kadar tatmin verici olduğu üzerine de yazmak isterdim ama bu benim Sorrento yolculuğum.

Neden paylaşırız?

Evet çok genel bir soru oldu.Tamam.Neden hayatımızı paylaşırız?1990 ‘da böyle bir ihtiyacım yoktu.Hissetmiyordum.2000’de?Hayır.2010’da?Denk geldiği yaklaşık yıllar bu yıllardı.Yaklaşık diyorum çünkü bir önemi yok.Teori olarak sorgulanacak bir şey söz konusu değil  başladığı kesin tarih.Paylaşmanın kişisel olarak benimle tanıştığı yıllardı.Paylaşmanın benimle tanışması?Evet.Bir birey gibiydi.O yokken olmayan,hissedilmeyen ,bilinmeyendi.O olduktan sonra aranılan,ihtiyaç duyulan oldu.O paylaş butonları her şeyin altına konulmaya başlandı.Bir seçenek olarak fare  üzerine yaklaşınca büyüyordu.’Sadece paylaş’

Ücretsizdi.Ona verdiğim tek ücret ,tek ödeme paylaşmam gerekip gerekmediği üzerine kısa ,faydacı,sonuç odaklı bir düşünmeydi.Bir karar verme eylemiydi.Sartre okumalarımızda  insanın kendi tanımını vermesinde kararlar söz konusu olur.Paylaşmakta bir karar verme eylemidir.Bizim bir sonucumuzdur Sartre ‘ye göre.Bu benim içinde bir karar verme eylemidir.Düşünmenin devamında ulaşılması gereken:karar.Elbette bir konu üzerine düşünürken bu eylemde önemli bir parametre olarak onun ekonomikliği de söz konusudur.Liberalizmin en çok sevdiğim özelliği budur:Öznel olarak ,kişi olarak bana ekonomi üzerine akıl yürütme özgürlüğü tanıması.Günümüz komedyenlerinden birinin bahsettiği gibi tüketici salondayken düşüneceği şeylerden biri:Salon 1000 kişi alsa,kişi başı şu kadar verse…Aslında gülmek için gelen kişi bir anda olayı ekonomiye bağlamıştır.Bu ekran karşısında benimde paylaşma butonundan sonra karşılaşacağım ekranı  hayal etmeye çalışmama benzer bir durumdur.Paylaşmanın ücretsizliği burada başlar.Ona karar vermeye çalışırken kredi kartıma ihtiyaç duymam.Kaç taksit olacağı üzerine ,taksitleri öderken karşılaşacağım diğer ödemeler üzerine kafa yormam. Çünkü ücretsiz bir eylemdir.

Gösteriydi.’’Gösteriyi biraz açmak’’ demek aslında  temel bir ihtiyaçtır.Bahsettiğimin ne olduğu üzerine bir tanımlamadır.Profil fotoğrafımın altında ne göstereceğimin  açıklamasıdır gösteri.Paylaşarak bir gösteride bulunurum.Bir imaj olarak  kendime uygun bulduğum şeydir aslında bu gösteri.Kişi gösteriye değer bulduğunu göstermek ister.(Burada çok satanlar saçmalıklarından bahsetmiyorum.)Jpeg veya diğer görüntü formatları veya paylaşılanın sadece   bir metin olması halinde paylaşarak kendimi,göstermek istediğimi ortaya koyarım.Yani paylaşmak bir gösteridir.Tüm gösteri sonuçlarına katlanarak bir eylemde bulunurum.Bir şey paylaşırım. Ücretsiz olarak insanların beğenisine sunduğum hizmetimdir paylaşım yapmak.Peki neden böyle bir hizmet sunuyorum?Bu soru beni biraz daha içime sokabilir.

Eğlenceli olan şeyleri paylaşıyoruz.Gösteriye katılıp insanların ‘flow state’(1) durumunda gülmesi,eğlenmesi amacı ile paylaşım yapıyoruz.Kendimizi göstermek,kendimizi tanımlamak (kişisel olarak paylaşım yapma nedenim) ,destekçi olmak hatta cevap vermek için dahi paylaşım yapabiliriz.Bu saydıklarım gösterimizin nedenlerinden bazılarıdır.Bunlara ek olarak onaylanma olasılığımızı da ekleyebilirim.Evet.Olasılığını ekleyebiliyorum.Çünkü ücretsiz gösterilerimiz sonucu onaylanmama da söz konusu olabilir.Ama biz onun olasılığı için bu gösteriyi yaparız.Yüce huzurlarınıza insanlar bir gösteri ortaya koyarken bir onaylanma durumu da söz konusudur.Konumuza dahil etmediğim ‘beğenme’ eylemi tam olarak bir onaylama/onaylanmadır.Kullanıcı olarak gösterimizi onaylanma olasılığımızı yaratabilmek için yaparız.

’’Bende şu kitabı okuyorum.Bakın şundan haberim var.Bakın Allah’lı içerik paylaştım,bende inanıyorum.Bakın burada Karadeniz’deyim.Yaylayı çok severim.Bakın Zizek’in Starbucks hakkında söylediklerini paylaşıyorum.Benimle Zizek üzerinden iletişime geçebilirsiniz.Beni onaylar mısınız?’’

Gösteri gösterenin paylaşma zorunluluğu hissettiği,görenin  ise çeşitli tepkiler verdiği  bir eylemdir.Gösteri bir eylemdir. İfadeler dünyası ,imajlar dünyası vb. şeylerden bahsetmiyorum tam olarak.Burada bahsettiğim şey sadece bir kullanıcı olarak neden paylaştığımız üzerine bazı fikirler.Ücretsiz bir gösteri dedik.Huzurlarınıza sunuyorum.

‘’Beni kabul eder misiniz?Baudelaire’dan Albatros şiirini paylaştım.Bakın kitap aldım.Çünkü bir kitaplığım var.Onaylandın mı?’’

Vazgeçilebilirdi.Ücretsiz olarak sunduğum gösterinin geri çekilebilir olmasıdır.Onu silebiliriz.Onun tersini gösterebiliriz ve açıklamalar yapabiliriz.Bu eylemi gerçekleştirirken sorgulamadığımız bir özelliktir.Bulut dünyasında sizlerde bilirsiniz ki paylaşımlarımızı biz silsek dahi bir yerlerde bir şekilde birilerinin dashboard kısmından kaldıramıyoruz.Bu yüzden vazgeçilebilirlik  özelliği biraz daha içsel bir özellik olarak kalıyor.Vazgeçilebilirliğine geniş pencereden bakmak istediğimde tüm yaşama dağıtabileceğim bir özellik aslında.Genel olarak tutarsızlık diyerek geçiyoruz vazgeçme özelliğimize.Değişken olmak ,vazgeçmek ücretsiz gösterilerimizde  karar verememe durumu biraz da.Biz içten içe biliriz  ama o butonlara tıklayarak yapacağımız bu ücretsiz gösteriden vazgeçme hakkımız da bulunur.Bir paylaşım yaparken yeni bir pencere açıldığını ve bundan emin misiniz sorusunun geldiğini düşünebiliyor musunuz?Burada bir son karar söz konusu değildir.Emin olma konusu için ayrı bir düşünme eylemine girişmiyoruz paylaşım yaparken.Akış zamanlarındayım o sıra ‘Nirvana’nın Radio Friendly… yada Dumb fark etmez. Burada Nirvana paylaşıyoruz işte.’Bu paylaştığımız içerik ile ilgili de olabilir.Kişisel paylaşımlarda belki karar vermelerimiz biraz daha uzun sürebilir.Bazen birkaç gün ‘acaba paylaşsam mı?’ sorusu üzerine kafa yorabiliriz.

‘Ama izin verirseniz şurada kendimden emin bir şekilde Nirvana paylaşabileyim.Zaten iki şarkıda aynı albümden.’

Sonuç olarak kendimi ücretsiz vazgeçebileceğim bir gösteri sunarken/sunmuş olarak buluyorum.

1-Akış: Mutluluk Bilimi – Mihaly Csikszentmihalyi

 

duruşum için bir temel gerek

………..

ağzından salyalar akan 
ağzından salyalar akan
bisküvi kokan güneş kokan buğday kokan
sert delici bir cihazla kendime tecavüz edeceğim
önce ambulansı aramalıyım
tanrı tekerini patlatıyor dünyanın
dün dönüyorduk bugün düştük
deprem cihazlarda kaydedilemedi
sevdiğim kadın vardı
sevdiğim kadın var
sevdiğim kadın
sevdiğim geçmişe dönüştü
çevirmenim bana acıyor sessizce neden diyor neden 
mermere uzandıkça titreyerek 
ölüme doğru ölüme doğru.
................

duruşum için bir temel gerek'ten bir parça

çözüme doğu yaklaşımı

… hiçbir şey olmamış gibi

ağlamasak yüzlerimizi asmasak

güne sert bir kalkış getirmemiz gerek

başından sonuna kadar girdiğimiz karanlığı zorlamamız gerek

kentin sesleri ekran sesleri  araçlardan çıkartabildiğimiz sesler

zaman mekan derken insanın adımı ile başlıyor  madde dünyamız

her şey bizim ısı haritasında belirmemizle başlıyor gibi

ormandan gizli insandan gizli…

rüyada inek gördükten sonra

……………………………………………………………..

bankaların önünde iş bekliyoruz

fabrikalardı önceden

bar önlerine de düşmüştük

dışarıdan bakıyormuşçasına

küfürler müfürler

doktor öğretmen polis avukat

bir yerin kanadığında ama

ne yapacağını yapacağımı yapacağımızı

onay veriyoruz onaylanıyor rahatlıyor

asiliğimiz sadece gökyüzünden gelenlerle ilgili

yola çıkarken kravatımız yoktu

yol üzerinden aldık bunların hepsini

acıkmıştık.

……………………………………….

uzaktan bakınca büyük gözüken

…………..

 

aslında güneş büyük

perdeleri çekiştirecek

büyük binanın kapıları yumruklayan kızgın çocuklarıyız

ellerimizde sözleşmelerle adalet diyoruz

içine alınca biten bir erkek

dinleyince biten bir müzik bu

okununca acıktıran bir şiir azdıran bir kelime göze çarpınca sayfada

olmak isteyen Van’lı kadın dün öldü

kapılardan geçtikçe bir diğeri açılıyor

gün diyor kentin insanı

 

……………………

karanlıktan çıkarken ceketin takılır

………….karanlık nem seven saklanan onlarcası gibiyiz

biraz yağmurla ağaçlara tırmananlar

biraz yağmurla ağaçlardan inenler

herhangi bir şeyin ‘biraz’ ı ileyiz biz

ters döndürülen uykulu ıslak bedenlerimizin üzerine basılmıyor

takip edilmeden es geçiliyor incelenmeden hayatlarımız

kendi kendimize röportajlarımız var kendi disklerimizde

kendi ses titrekliğimiz ele varıyor aşkımızı

taşı alan geçip gidiyor

biz bir başka karanlık aramaya başlarken……………